Blog

10 Aralık 2017

Pişmanlık?

40 yaşında, boşanmış, erkek…

Üç yıl olmuş boşanalı. Yedi yıllık bir evlilikten sonra. Boşanmasının nedeni başka bir kadın değil. Ne o karısını aldattı ne de karısı onu. En azından onun bildiği kadarıyla. Karısı istemişti boşanmayı.

Anne babası hayatta. Annesi lise mezunu ve ev kadını, hiç çalışmadı. Babası mühendis, 35 yıl aynı inşaat şirketinde çalıştıktan sonra emekli oldu. Şimdi evdeki ufak tefek tamiratlar dışında, karısının işlerine karışıp onu hayatından bezdirmek dışında hiçbir şey yapmıyor. Eskiden Milliyet okurdu, artık eve gazete girmiyor. Yıllardır hep aynı şey diye açıklıyor bu durumu kendine. İki yaş küçük bir kız kardeşi var. Evli. Yurtdışında yaşıyor, Belçika’da. Arada WhatsApp’tan yazışıyorlar. Bir iki kelimelik duygusuz mesajlaşmalar.

O da mühendis. Makine mühendisi. Yıldız Teknik’ten mezun. Babası istemişti mühendis olmasını. Anadolu Lisesi’ni bitirdiği için İngilizcesi var. Yıllardır istemesine rağmen bir türlü iyileştiremedi. Ama şirkette yetiyor, zaten yabancı müşterileri yok. İşe girerken İnsan Kaynakları’ndan biriyle İngilizce mülakat yapmışlardı, bir daha da kullanması gerekmedi. 13 yıldır aynı şirkette. Müdür oldu iki yıl önce. Altında iki kişi çalışıyor.

Pek kitap okumuyor. Popüler kitaplar daha çok. Homo Sapiens’i almıştı geçen sene. 26. sayfada bıraktı. Daha doğrusu en son okuduğu gece o sayfada kalmıştı. Yatağının baş ucundaki komodinin üstünde duruyor kitap aylardır. Netflix’ten dizi izliyor son zamanlarda. Fenerbahçe taraftarı. Arada maça gidiyor. Arada arkadaşlarıyla buluşup ‘rakı-balık’ yapıyor. En fazla üç kadeh. O da tek. Spora başlıyor, başlıyor, bırakıyor. Hafif göbeği var birkaç yıldır. Ne çirkin ne de yakışıklı. Gözleri kahverengi. Saçları dökülmedi. Bununla gizliden gizliye gurur duyuyor. Burnu biraz kemerli. Teni buğday. Arada sakal bırakıyor. Sıkılıp kesiyor sonra.

Hafta içi takım elbise giyiyor müdür olduğundan beri. Hafta sonları kotla ya da eşofmanla dolaşıyor. Herkes öyle yapıyor. Modayı takip ettiği söylenemez. Modanın insanın kendine yakışan olduğunu düşünüyor.

Gayrettepe’de, babasının evlendikten sonra aldığı 90 metrekare bir apartman dairesinde yaşıyor. İki oda bir salon. Dördüncü kat. Salonun penceresinden gökyüzü görünüyor. Şirket arabası kullanıyor. Beyaz Jetta. Sokakta park sorunu var.

Artık sinemada film izleyemiyor. Evde büyük ekran bir LCD televizyonu ve ‘home-cinema’ sistemi var. İkisi de Samsung. IPhone kullanıyor. IPhone 7. Onu da şirket verdi. Facebook hesabı var ama artık daha çok Instagram’da geziniyor. 452 takipçisi var. O da 526 kişiyi takip ediyor. Şimdiye kadar 121 paylaşımı oldu. Aile selfie’leri, gittiği tatillerden manzara ve yemek fotoğrafları paylaşıyor. Ortalama 25-26 ‘like’ alıyor. İki defa sokak köpeği fotoğrafı paylaşmıştı. En çok onlar beğenildi. Biri 52, diğeri 53 kez.

Ayakkabı numarası 42. Kot bedeni iki yıldır 34. Sık sık eli göbeğine gidiyor, her defasında karnını içine çekiyor. Aslında biraz gayret gösterse eritebilir göbeğini. Ekmeği ve pilavı kesse yeter. Gençken amatör bir kulüpte futbol oynamıştı. Sağ açık. Yedi numara. Hâlâ genç gerçi.

Boşandıktan sonra bir süre serserilik yaptı. Barlara filan gitti. Cuma ya da Cumartesi akşamları. Şirketten arkadaşlarla. Nişantaşı’nda Ses, Arnavutköy’de Aleksandria. Bir keresinde iki erkek arkadaşıyla Bebek’te ki Lucca’ya gittiler. Kapıdaki görevli dolu diye almadı içeri. Oysa tam da o sırada yanlarından birkaç kişi içeri girdi. Onlar filan diyecek oldular. Hadi birader oldu aldıkları yanıt. Aralarında bu konuda hiç konuşmadılar. Cin-tonik içti önceleri, sonra birada karar kıldı. Bomonti filtresiz. En çok içilen bira da oydu galiba.

Aslında kızlarla konuşurken çekingen değil. Ama bir türlü birini eve atamadı. Telefon numaralarını aldığı kızlar oldu. Birkaç WhatsApp mesajlaşmasından sonra onlar da kesildi.

Hafta sonları bazen anne babasını ziyarete gidiyor. Akşam yemeğinden sonra birlikte televizyon izliyorlar. Gece yarısına doğru kalkıp evine gidiyor. Pazar kahvaltısına gitmişse, babası salondaki üçlü koltukta uyukluyor kahvaltıdan sonra. Annesi sofrayı toplarken o da Tinder’da kızlara bakıyor. Bir aile WhatsApp grupları var. En çok babası paylaşımda bulunuyor, bir şeyler yazıyor. Kız kardeşi hemen hemen hiç yorum yapmıyor. O en uygun emojileri kullanmayı beceriyor neyse ki.

Şirkette pazarlama bölümünde bir kız var. Otuzlu yaşlarının başında. Poposu biraz büyük ama yüzü çok şeker. Sessiz biraz, utangaç gibi. Onunla ilgili hayaller kurmaya başladı son zamanlarda. Çıkmaya başladıklarını, seviştiklerini, kız kazara hamile kalınca evlenmek zorunda kaldıklarını hayal etti en son. Kızın birinci evliliği ama buna rağmen düğün yapmak istemiyor. Nikahtan sonra en yakın arkadaşlarıyla Balat’ta bir balıkçıya gitmeyi düşünüyorlar. Gelinliğin göğüs dekoltesini biraz fazla bulduğunu ama sorun çıkmasın diye sesini çıkarmadığını hayal ediyor. Kıskanç olmak hoşuna gidiyor.

Kadınların ne hissettiğini, nelerden hoşlandıklarını öğrenmek için kişisel gelişim kitapları okumaya karar veriyor. Bu arada facebook’ta kızın sayfasına bakmak geliyor aklına ve çok bozuluyor. İlişki durumunda ‘ilişkisi var’ yazıyor. Değiştirmeyi unutmuş olabilir mi acaba diye aklından geçiyor ama sonra kızı unutmaya karar veriyor.

Bu hafta sonu ne yapacağını düşünüyor sonra. Cuma akşamı evde kalacak ama Cumartesi çıksa iyi olur. İçi sıkılıyor. Porno mu izlese? İsveç pornosu seviyor son zamanlarda. İnstagram’da bir kıza takip isteği göndermişti, dört gündür kabul gelmedi. Canı otuzbir çekmek istemiyor. Eski karısı geliyor aklına. Özledi mi onu? Göğüsleri küçüktü ama güzeldi. Canı uzakları çekiyor. Biraz para biriktirip bir Yunan adasına mı gitse bu yaz? Tek başına mı? Biri onu sevsin istiyor. O da onu sevsin. İlkokul aşkı Ayşe Karaman’ı anımsıyor. Kıvırcık siyah saçları vardı. Bacakları tombuldu biraz. Ama o zamanlar bunun farkında bile değildi.

Bu ramazan oruç tutsam diye geçiyor aklından. Hem göbeği erir biraz. Yazın denize daha rahat girer. Karnını içine çekmesine gerek kalmadan dolaşır sahilde. Kendine güveni gelir hem. Bir kızla filan tanışır. Geçenlerde biri ne iş yaptığını sorduğunda içi çekilir gibi oldu. Oysa maaşı fena değil. Çok fazla mesaiye de kalması gerekmiyor. Ne olsun ki başka? Herkes bunu istemez mi?

Ne zaman yalnızca kendi iradesiyle bir karar aldığını ve uyguladığını düşünüyor. Kendisinden bekleneni değil de, kendi istediğini yaptığını. Bir karar almak ve uygulamak. Başkaları için yaşamamak. Gözleri doluyor önce;

sonra gülümseyerek yavaşça ayağa kalkıyor. Pencereye yürüyor. Camı açıyor. Eğiliyor biraz. Sonra kendini aşağı bırakıyor. Ayakları yerden kesildiğinde ağzından bir kelime çıkıyor, bir mırıltı olarak: “Hassiktir!”

, ,
Alper Hasanoğlu
Alper Hasanoğlu Hakkında

Alper Hasanoğlu 1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. İki yıl Çorlu Devlet Hastanesi'nde görev yaptıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Fizyoloji ihtisası yaptı. Ardından İsviçre’de Basel Üniversitesi'nde psikiyatri ihtisası yaptı ve yine Basel Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2010 yılında Türkiye'ye dönerek kurmuş olduğu TherapiaGroup çatısı altında ekibiyle birlikte klinik çalışmalarına devam etmektedir. Yazarın Remzi Kitabevi’nden yayınlanmış Bir Terapistin Arka Bahçesi, İlişkilerin Günlük Hayatı ve Çocuklarda Rezilyans isimli üç kitabı ve Doğan Kitap'tan yayınlanmış Aşkın Halleri adlı bir kitabı bulunmaktadır. 2009-2016 tarihleri arasında Radikal (gazete)'de köşe yazarlığı yapan Hasanoğlu, ayrıca Milliyet, Duvar ve Diken’de köşe yazarlığı yaptı. Alper Hasanoğlu iki çocuk babasıdır.

Bir Yorum
  1. Birden kendine geliyor, hayalmis diyor, gercek gibi hissettim, ruzgari icine cekiyor, cami kapiyor, kendi yansimasina bakiyor dakikalarca… Bogazi dugumleniyor, agzinin icindeki kucuk dili sisiyor yine. Yutkunamiyor, kendine aciyor. Caresizlik ile siradanlik, bikkinlik ile tekrar, susmak ile ciglik icinde buyuyor. Ne yasayacak anlam bulabiliyor bu hayatta nede son verecek guc hayatina. Bir guzel an getiremiyor “su anina”..

    .. umutsuz yasanmaz mi yoksa o iskenceyi mi uzatir bilemiyor..

    Saglıcakla kalın..

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir