Blog

17 Ekim 2017

Öfke, Nefret ve İntikam

Öfke, içimizdeki agresyonu hayata geçirip intikam düşüncelerinin ortaya çıkmasına neden olur.

Medea, Euripides’in çağımızın çağdışı sorunlarına ışık tutan önemli tragedyalardan biridir. Bu tragedyada sevgilisiyle kaçarken kardeşini parçalayıp etrafa saçan ve daha sonra sevgilisi tarafından aldatılmasının intikamını ortak çocuklarını öldürerek alan büyücü kadının öyküsü anlatılır.

Biri ya da birileri bize zarar verirse sinirleniriz. Bu zararın kasıtlı bir davranış sonucu olduğunu düşünürsek sinirimiz öfkeye dönüşür. Yani öfke duygusu, düşünsel bileşeni olmadan ortaya çıkmaz. Üstelik bu ilişkisel, yani toplumsal bir bileşendir. Birçok korkumuz büyük ölçüde doğrudan ortaya çıkabilse bile, öfke bir başkası tarafından zarar gördüğümüz algısı ve yorumundan sonra ortaya çıkar.

Öfke, duygularımız arasında en tehlikeli olanıdır çünkü içimizdeki agresyonu hayata geçirip intikam düşüncelerinin ve hatta eylemlerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Medea bir kral kızıdır ve bu rahat yaşamını, vatanını Jason’a olan aşkı için terk edip onunla Korinth’e kaçar. Bu aşk iki çocuk verir onlara. Ama yıllar sonra bir gün Jason, Korinth Kralı Kreon’un kızıyla nişanlandığını ve onunla evleneceğini söyler.

Büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp hayata küsen Medea Jason’un onu aptal yerine koyan ve aşağılayan açıklamaları sonrası büyük bir öfkeye kapılır. Bu öfke nefrete dönüşür ve Medea intikam isteğiyle yanıp tutuşmaya başlar.

Jason’un açıklaması, tipik bir erkek savunmasıdır. O aslında âşık filan olmamıştır, kralın kızıyla evlenecektir ve bu sayede ailesi daha iyi bir yaşam, daha iyi bir ev ve daha çok paraya kavuşacaktır. Yani o sadakatsiz bir koca ve sorumsuz bir baba değil, tersine ailesi için kendini feda eden biridir.

Medea buna şöyle yanıt verir: “Ben bana acı veren daha iyi bir yaşam ve kalbimi yakan bir zenginlik istemiyorum!” Bu sözler Jason için hiçbir şey ifade etmez, hırslarına teslim olmuştur çünkü, aşkı için kardeşini bile parçalara ayırıp etrafa saçan Medea onun için önemini çoktan yitirmiştir.

Mutluluk, sevinç gibi duygular insanı diğer insanlarla birleştirir, keder acıma duygusu uyandırırken, öfke ve nefret gibi duygular kişiyi yalnızlaştırır ve ıssızlaştırır. Öfkeyi anlayabilmek için şu üç bileşeni doğru değerlendirmek gerekir; öfkeye neden olan olayı, kişinin öfkeye olan eğiliminin düzeyini ve durumun düşünsel olarak kişi tarafından nasıl yorumladığını.
Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde, ahlak dışı davranışlara maruz kaldığımızda, başkaları gözünde küçük düştüğümüzde ve bunun kasıtlı yapıldığını fark ettiğimizde öfkeleniriz. Bu yaşantılar sonucu algılanan hayal kırıklığı ve aşağılama, bireyin içselleştirmiş olduğu yetersizlik ve değersizlik şemalarıyla da yakından bağlantılıdır. Buna göstereceği tepki ise kullandığı başa çıkma stratejisiyle ve maruz kalınan durumu nasıl yorumladığıyla ilgilidir. Kimi kendini suçlamaya ve sorumluluğu üstlenmeye meyilliyken, bir diğeri yaşanan durumun karşı tarafça kasıtlı olarak yapıldığını düşünürse öfke, nefret ve intikam duygularına kapılabilir.

Medea da yaşadığı hayal kırıklığının büyüklüğü nedeniyle bir akıl tutulması yaşar ve Jason’a en acı verecek planı yapar. Bir babaya en acı verecek şey çocuklarının ölümüdür. İki çocuğunu da öldürür Medea ve kaçar. Kaçarken Jason’a şöyle der: “Sana olan nefretim onlara olan sevgimden daha büyük!” İntikam isteği o kadar büyüktür ki kendine zarar verdiğinin farkında bile değildir. Bir annenin çocuklarını kaybetmesi, kaybın kendi ellerinden olması, o annenin hayatını yaşarken yok etmesi anlamına gelir.
Şimdi Nuri Bilge Ceylan’ın ‘yalnız ve mutsuz ülkem’ dediği ülkemizi düşünün. Kendi çocuklarını durmaksızın öldüren, kendini kaybetmiş Medeamızı. Öfkemiz, nefretimiz ve intikam arzumuz o kadar kendimize yönelmiş durumda ki tutacak yasımız yok artık…

Alper Hasanoğlu
Alper Hasanoğlu Hakkında

Alper Hasanoğlu 1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. İki yıl Çorlu Devlet Hastanesi'nde görev yaptıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Fizyoloji ihtisası yaptı. Ardından İsviçre’de Basel Üniversitesi'nde psikiyatri ihtisası yaptı ve yine Basel Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2010 yılında Türkiye'ye dönerek kurmuş olduğu TherapiaGroup çatısı altında ekibiyle birlikte klinik çalışmalarına devam etmektedir. Yazarın Remzi Kitabevi’nden yayınlanmış Bir Terapistin Arka Bahçesi, İlişkilerin Günlük Hayatı ve Çocuklarda Rezilyans isimli üç kitabı ve Doğan Kitap'tan yayınlanmış Aşkın Halleri adlı bir kitabı bulunmaktadır. 2009-2016 tarihleri arasında Radikal (gazete)'de köşe yazarlığı yapan Hasanoğlu, ayrıca Milliyet, Duvar ve Diken’de köşe yazarlığı yaptı. Alper Hasanoğlu iki çocuk babasıdır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir