Blog

17 Ekim 2017

Bir İnsanlık Hali Olarak: Depresyon

Belki de artık birini iyi insan yapan değerleri yeniden gözden geçirme ve yeni bir ahlâk yaratma zamanı gelmiştir.

Hepimiz onaylandığımızda, yaptığımız bir şey nedeniyle takdir edildiğimizde kendimizi iyi hissederiz. En temel ruhsal gereksinimlerimizden biridir bu. Ama bazı insanlar kendilik değerlerini karşılarındakinin yapacağı değerlendirmeye endeksler. Yaptıkları takdir edilmediğinde kendilerini görülmüyor, yok sayılıyor gibi hissederler. Bütün dikkatleri başkalarının kendilerine göstereceği tepkiye odaklanmış durumdadır. Bu da stabil bir kendilik algısı geliştirmelerini önler.

Onaylanma açlığı olan birey ya herkes ondan hoşlansın, onu sevsin ister ya da hayranlık peşinde koşup durur. İkinci tip doğaldır ki her yerde gördüğümüz, çağımızın insanı bay narsisttir. Onu tanımak artık çok kolay. İşyerinde, gittiğimiz restoranda, belki de yanımızdadır o. İlki ise çok sık narsistik yaralanma yaşayan ama narsistik kişilik yapısının tipik özelliklerini göstermeyen biridir. Ama en az bir narsist kadar ötekine bağımlıdır. Çok çabuk alınır, çok kırılgandır.

Herkes narsistik olarak yaralanabilir. Örneğin bir hastam aylardır yürüttüğümüz terapinin hiçbir işe yaramadığını, benim kötü bir terapist olduğumu yüzüme bağıra bağıra söyleyip muayenehanemi terketse narsistik bir yaralanma yaşarım. Bu doğaldır. Ama kendilik değerimi, kendime verdiğim önemi bu söyleme endeksler ve örneğin haftalarca tam tersini duyana kadar kendimi kötü hissedersem bende onaylanma şeması var demektir. Öteki olmadan yaşayamıyorum anlamına gelir bu. Ya kimse beni onaylamazsa?
Oysa buradaki sağlıklı tepki, buna doğal olarak üzülmek ve yürütülen terapide neyin doğru gitmediğini bulmak, eğer tek başına bunun altından kalkamıyorsam tecrübeli meslektaşlarla bu durumu değerlendirip mesleki gelişimime olanak sağlayacak bir bilgiye ulaşmaya çalışmaktır.

Ama ya ben aslında başarılı biri değilsem, sıradansam, sıradan bir iş yapıyorsam? Hayatta herkes bir şirketin yönetim kurulu başkanı, insanların ağzının içine baktığı başarılı bir psikiyatrist olmak zorunda değil.

Bütün Türk dizilerinde insanlar sanki normali buymuş gibi büyük lüks arabalardan inmez ve şık barlarda viskilerini yudumlarken, ben Reina’nın önünden kalabalık bir halk otobüsünün içinde geçiyor ve zamlar nedeniyle bir ufak rakı bile alamaz durumdaysam? Ve bu durum hiç değişmeyecek gibi duruyorsa?
Kronik bir depresyon normal bir insanlık durumu olarak bizi bekliyor demektir. Kökeninde yaralanmış narsistik bir gururun yattığı sürekli bir mutsuzluk hali. Hayatın gerçekliğine yönelik en ufak bir anımsatmada kendini daha da mutsuz hisseden, aşırı alınganlık nedeniyle sinirli, huzursuz bir insan olup çıkarız. Tanıdıklarımızla karşılaşmaktan utanır, onların sorularına maruz kalmamak için kendimizi daha da geri çekeriz.

Bu duruma uykusuzluk, hayattan, cinsellikten zevk alamama, enerji yokluğu gibi belirtiler de eşlik edecektir. Alın size psikiyatri tanı el kitabına göre dört dörtlük bir depresyon. Bir psikiyatra gittiğinizde ya da bizde çok daha sık olduğu üzere bir dostunuzla derdinizi paylaştığınızda ilk alacağınız öneri bir antidepresan kullanmak olacaktır.
Aslında bu durum kesinlikle ilâçla tedavi edilmesi gereken bir depresyon değildir. Günümüzün başarı ve performans odaklı hayatında, üstelik başarının yalnızca satın alabildiklerimiz ve sahip olduklarımızla ölçüldüğü bir dünyada halk otobüsünde sıkışıp kalan vatandaşın mutsuz olması nasıl bir hastalık olarak değerlendirilebilir? Bu tanı, başarısız olmanın bir hastalık olduğunu iddia etmek, onu tıbbi olarak da damgalamak anlamına da gelmez mi? Belki de artık birini iyi insan yapan değerleri yeniden gözden geçirme ve yeni bir ahlâk yaratma zamanı gelmiştir, kimbilir? Aslında bütün dünyada son yıllarda muhafazakar iktidarların güçlenmesinin, dinsel yönelimlerin yükselişinin ardında bu ihtiyacın yattığı söylenemez mi?

Alper Hasanoğlu
Alper Hasanoğlu Hakkında

Alper Hasanoğlu 1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. İki yıl Çorlu Devlet Hastanesi'nde görev yaptıktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Fizyoloji ihtisası yaptı. Ardından İsviçre’de Basel Üniversitesi'nde psikiyatri ihtisası yaptı ve yine Basel Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2010 yılında Türkiye'ye dönerek kurmuş olduğu TherapiaGroup çatısı altında ekibiyle birlikte klinik çalışmalarına devam etmektedir. Yazarın Remzi Kitabevi’nden yayınlanmış Bir Terapistin Arka Bahçesi, İlişkilerin Günlük Hayatı ve Çocuklarda Rezilyans isimli üç kitabı ve Doğan Kitap'tan yayınlanmış Aşkın Halleri adlı bir kitabı bulunmaktadır. 2009-2016 tarihleri arasında Radikal (gazete)'de köşe yazarlığı yapan Hasanoğlu, ayrıca Milliyet, Duvar ve Diken’de köşe yazarlığı yaptı. Alper Hasanoğlu iki çocuk babasıdır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir